Yazılarım

19 Aralık 2014

www.eurovizyon.com

Siyasetin politika tarafını sevmeyiz. İğrenç gelir, midemiz bulanır, hoşlanmayız.

Ama;

On dört asırlık medeniyet silsilesini biliriz, ihanet edenleri tek tek yazarız.

Makamından sarhoş olanları, adaleti kendine göre tartanları bilir, bir kenarda kaydını tutarız. 

Millet gücünü çarçur edenleri, efendilikle ikaz eder, düzelsinler diye bekler ama hesabı “deftere” altını çizerekyazarız. 

Ey tepişenler! 

Hırsızı da biliyoruz, arsızı da. Uğursuz zaten orda, kıs kıs gülüyor. Arkada. 

Tepişin bakalım.  Bu millet bin yıllık sabırla yoğrulmuştur. Sabırlı milletin öfkesi yaman olur. 

Tepişin.

Fakir edebiyatıyla gelen çakma “aristokrat” havaları unutmayız, tek tek yazarız.

İslamı “light”laştırma derdi olanları, milleti “rüyalarda” uyutanları bilir, isim isim yazar, altını kırmızı kalemleçizeriz.

Medeniyeti taş yığınlardan zannedenlere, İslamı “masallardan” ezberleyenlere, tarihi “dizilerden” öğrenenlere, sadece acırız.

Uyduruktan davalarına uyduruktan sınavlarla mürid “hipnozlayanları”  tek tek bilir ve bir kenara yazarız.

Harvard’lı cahiller yetiştirenleri, “Fatih’a” bilmeyen adamı millete “imam” diye yutturanları, bin bir türlü ikazdan anlamayıp Oxford’lu yobazları “islamı temsil ediyorlar” diye övenleri bilir, kızar ve kalın harflerle yazarız.   

Kızmamız dışardakine değil, “ciğerimizdeki” hainlere. Dışardaki bi-hakkın vazifesinde. Biz ihaneti unutmaz, ruhumuzda derinlere kazırız. 

Milletin Hayr-u Hasenatını “hipnoz seanslarında” yolanları asla affetmeyiz, hepsini bilir, sabreder bir gün hesabını sorarız. 

“Bir gece, dumanlar içinden, beyaz sakallı, noel baba kılıklı bir dede, püff diye çıkacak ve heryere adalet gelecek!”. Acıyla güldüklerimiz arasına yazarız. 

Paçalarından akan rezaleti görmeyip  “Feth-i Mübin” gerçekleşiyor zanneden, “fantezileri” bol idealistlere,  güler geçeriz.

Biliriz siyaset geçicidir. Biliriz Anadolu; İslamdır.  Anadolu’ya değil İslam’a ihanet edeni; sırıtık suratından, ihaleci sahtekarlığından, hain efendilerinden tanır, bir köşeye not eder, BÜYÜK HARFLERLE yazarız. 

Tepişin bakalım, altta ezilenleri düşünmeden tepişin. Toz duman arasında sizi tek tek ayıklar, kaydınızı tutarız.

Biz; kenarda köşede sessizce dua eden, 

siyasetin “politikasını” sevmeyen,  

dişlerini sıkıp, Rabbine sığınan,

birbirinden ayrı yaşayan 

ama “tek bir” milletiz. 

 

Tepişin…

 

Bacaklarınız yorulduğunda, 

dalağınız tıkandığında,

gırtlağınız hırlayıp

nefesiniz kesildiğinde, 

birbirinize edeceğiniz hakaretler bittiğinde… 

 

Gelir, tarihi yeniden yazarız.

Tepişin

05 Eylül 2014

www.eurovizyon.com

“Bilinenin aksine beşeri münasebetlerde oldukça muhafazakârlar. Bayan ve erkeklerin tokalaşması adeti yok, hatta büyük ayıp sayılıyor. İki samimi rus ailesi karşılaştığında beyler tokalaşır, sarılırlar ama bayanlar bir adım geride sadece başlarıyla selam verirler, asla beylerle tokalaşmazlar. Bu yaşanan gerçeğin bizce bilinmemesine de şaşırıyorum. Ve bizdeki beyler ve bayanlar arasında oluşturulan laçka durum gözümün önüne geldikçe utanıyorum. Milletler geçmişleriyle kültür bağlarını kaybetseler bile asaletlerini kaybetmemeliler. Moskova muhafazakâr yaşam tarzıyla beni hep şaşırtmıştır ve bu durum ülkemdeki kültürel ve dini anlayışta meydana getirilen erozyonun vehametini daha iyi görmemi sağlar”

 

...

Yukardaki sözler şu an Moskova’da yaşayan öz abime ait. 

Geçen hafta kendisini ziyaret fırsatım oldu. Kısa da olsa Moskova’yı gezdim. Şanslıydım, rehberim yani abim onüç yılını o coğrafyada geçirmiş iyi bir gözlemciydi.  

 

Moskova ve Ruslarla ilgili aldığım kısa notları sizlerle paylaşmak istiyorum. Medeniyet yolumuzda bize de örnek olabilecek bilgiler olabilir. 

 

Bilmeyenler için söylüyorum, Rusya Türk vatandaşlarına vize uygulamıyor. Çok rahat giriş yapabiliyorsunuz.

 

Moskova benim tahmin ettiğimden daha Avrupalı bir şehir. Son derece modern. Ancak bunun yanında tarihi dokusunu da çok iyi korumuş.Her yerde köklü bir tarih ve kendilerine has derin bir medeniyetin varlığını hissedebiliyorsunuz.

 

Sovyetlerden sonra Batının bir çok sistemine hızla adapte olmuşlar. Kapitalizm hayatın içinde buram buram koksa da öğreniyorum ki ekonominin arka planında devletin büyük bir etkisi var.  


10 bin civari Türk var. Malesef kültürlerinden uzak ve dağınık yaşıyorlar. 
Rusya'da 20 milyondan fazla müslümanın olduğu söyleniyor. Devlete bağlı bir müftülük var. Yeni bir cami yapılıyor merkezde. Oldukça büyük ve ihtişamlı Rus mimarisine sahip. Henüz inşaat. Maalesef yedi yıldır bitirememişler.

 

 

Ruslar doğu insanı gibi.Vücut dilleri, konuşma uslüpleri ve tarzları batılılar gibi değil.  Sert yüzlüler ama kendi içlerinde ve aile ilişkilerinde sıcak gözüküyorlar. Bunun yanında etraflarındaki yabancılarla hiç ilgilenmiyorlar. Bu tarafları batılılara benziyor.

 

Moskova’daAvrupa şehirleri gibi bol park var. Parklar Avrupadakiler gibi, ormanlık ve yemyeşil.


Avrupaya kıyasla parklar canlı. Ailelerin rahatlıkla  gelebildiği yerler. Çocuklar ve gençler için bol aktivite imkanı var buralarda.


Gitmeden önce ben sokaklarda sarhoşların olacağını, kaba saba insanlarla muhatap olacağımı zannederdim. Aksine İngiltere’deki en sakin şehirdeki gibi rahat hissettim kendimi. 13 milyondan fazla nüfus, her yer insan kaynıyor ama sizi rahatsız eden bir magandalık yok ortalıkta.


Dünyada ne gördülerse ülkelerine adapte etmişler. Bizde malesef olmayan ya da olsa bile uygulanmaya Avrupayı Avrupa yapan “sağlık ve güvenlik standartları” heryerde sıkı bir şekilde uygulanıyor.

 

Trafik düzenli. Kurallara uyuyorlar. Geniş yollar dikkat çekiyor
 

Uçak şehrin etrafında dönerken farkettim, şehir bir ormanın içine kurulmuş gibi. Evler yüksek siteler halinde ama düzenli ve ağaçların arasında kayboluyor. 

 

Merkez Moskova tamamen tarihi dokuya sahip. Son yüzyılda iki büyük rejim değişikliği yaşadıkları halde hep bir önceki rejimin tarihi yapılarını korumuşlar. Ya da şöyle diyelim bizdeki gibi tamamen yok etmemişler.  

 

Şehirde batılı turist çok az. İngilizce çok çok az kullanılıyor.

 

Ticarette ana kalemler milliyetçilere ve devlete ait.Yanlış ya da doğru ama kapitalizmin güçlü aktörleri bu ülkede pek güçlü değil. Putin çok güçlü bu devlette. Sanki Çarlık yeniden gelmiş. Ama herkes halinden memnun gibi.

 
Ruslar hiçbir şey bilmeyen köylü bir millet değil. Bu belli oluyor. Geçmişte yıktıları düzenlere ait olan mimari ve tarihi yapıları aynen korumuşlar ve geçmişlerine saygı duyuyorlar. Şunu anladımki bizdeki devlet zulmü Sovyet zulmünden daha betermiş. Sovyet zulmü o anki hayatlarını etkilemiş, bizde ise geçmiş ve geleceği komple tarumar etmiş.


Buraya gelen Türkler de malesef olumlu yönleri almak yerine -farklı niyetlerle geldikleri için olsa gerek- gördüklerinden bir şeyler kapıp güzel ülkemize kazandırma dertleri olmamış.

 

Bunun yanında Rusya’nın Avrupa’nın bir çok ülkesinden farkı ise Moskova ve St Petersburg gibi şehirlerle, küçük şehirler arasında ekonomik farklılığın olması. Yani gelir dağılımını henüz tam adaletli dağıtamamışlar.

 

Kısacası Putin’in ülkesi ciddiye alınması gereken bir ülke. 

Putin'in Ülkesi

Diğer Yazılarım için lütfen tıklayınız.

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now